Telepatinin askeri projelerde kullanımı tarih boyunca hem gizli programların hem de stratejik araştırmaların ilgi odağı olmuştur. Devletler özellikle Soğuk Savaş döneminde psişik yeteneklerin keşif, iletişim ve istihbarat toplamada kullanılıp kullanılamayacağını araştırdı. Bu projeler telepatinin savaş sahasında avantaj sağlayabilecek bir araç olup olmayacağını anlamak amacıyla yapıldı. Sonuçlar tartışmalı olsa da birçok rapor telepatik algı ve psişik iletişimin bazı durumlarda beklenenden daha etkili olduğunu gösterdi.
Askeri telepati çalışmalarının en bilinen örneği ABD’nin Stargate Projesi’dir. CIA ve ABD Ordusu tarafından yürütülen bu projede telepati, uzaktan görüntüleme, önsezi ve psişik duyarlılık gibi yeteneklerin askeri alanda kullanılabilirliği araştırıldı. Amaç düşman bölgelerini uzaktan “görmek”, bilgi almak ve zihinsel algıyı istihbarat sürecine dahil etmekti. Telepati bu programın parçası olarak incelendi. Bazı katılımcılar belirli kişilerin duygu akışını uzaktan hissettiklerini, enerjisel yönelimlerini çözebildiklerini rapor etti. Bu durum askeri istihbarat için potansiyel bir araç olarak kayda geçti.
Sovyetler Birliği de benzer şekilde telepatik iletişim üzerine yoğun çalışmalar yürüttü. Sovyet bilim insanları telepatinin gizli iletişim sağlayarak savaş sırasında mesaj aktarımında kullanılabileceğini düşünüyordu. Bu amaçla uzak mesafe telepati deneyleri yapıldı. Gönderici ile alıcı binlerce kilometre uzakta konumlandırılıyor, belirli semboller ve zihinsel imgeler aktarılmaya çalışılıyordu. Bazı testlerde alıcıların sembolleri şaşırtıcı doğrulukla bildiği raporlandı. Bu sonuçlar telepatinin askeri iletişim için potansiyel taşıdığı fikrini güçlendirdi.
Askerî telepati araştırmalarında özellikle sessiz iletişim konsepti önem kazandı. Normal iletişim sistemlerinin tıkanabileceği, radyo sinyallerinin engellenebileceği veya güvenliğin tehlikeye girebileceği durumlarda telepatik mesaj aktarımının işe yarayabileceği düşünülüyordu. Bu nedenle bazı askerî birimlerde zihinsel odak, sezgi eğitimi ve enerjisel farkındalık çalışmaları yapıldı. Amaç askerlerin tehlikeyi önceden hissetmesi veya birim içi sezgisel uyum geliştirmesiydi.
Telepati askeri alanda erken uyarı sistemi olarak da araştırıldı. Bazı askerler çatışma sırasında ani tehlike hislerinin arttığını, pusuya düşmeden saniyeler önce içsel bir uyarı aldıklarını rapor etti. Bu durum askerlerin psişik duyarlılıklarının savaş ortamında yükseldiğini gösterdi. Bu raporlar telepatinin sezgiye bağlı formlarının saha avantajı yaratabileceği düşüncesini ortaya çıkardı.
Bir diğer ilginç alan ise asker-hayvan telepatisi oldu. Özellikle köpekler ve güvercinler üzerinde yapılan deneylerde hayvanların sahiplerinin ruh hâlini ve tehlikeleri kilometrelerce uzaktan hissettiği gözlemlendi. Bu bilgi askeri alan için dikkat çekiciydi çünkü hayvanlar bazı durumlarda çevresel değişimleri ve yaklaşan tehditleri telepatik duyarlılıkla algılıyor gibiydi.
Tüm bu projelerde ortak amaç şuydu:
Telepati, savaş alanında avantaj sağlayabilecek bir algı kanalı olabilir mi?
Sonuçlar kesin olmamakla birlikte deneylerde şunlar görüldü:
• Bazı kişiler telepatik alım konusunda diğerlerinden çok daha yetenekliydi.
• Sezgi ve telepatik hisler savaş ortamında doğal olarak güçleniyordu.
• Telepatik mesajlar sessiz iletişim için potansiyel taşıyordu.
• Duygusal ve zihinsel uyum sağlandığında telepatik doğruluk artıyordu.
Ancak bu çalışmaların hiçbiri telepatinin kesin ve garantili bir araç olduğunu kanıtlamadı. Bu nedenle telepati resmi askerî teknoloji hâline gelmedi. Yine de hem ABD hem Sovyet arşivlerinde telepatinin ciddi şekilde araştırıldığı açıkça görülüyor.
Bugün bile bazı ülkelerin psişik yetenekleri gizli programlarda araştırdığına dair iddialar bulunuyor. Telepati, modern savaş teknolojileri içinde resmi bir yer tutmasa da sezgisel istihbarat ve psişik algı konuları hâlâ önemini koruyor.