Telepati ile kayıp kişileri bulma olayları, özellikle duygusal bağı güçlü olan insanlar arasında zaman zaman karşılaşılan ilginç ve açıklaması zor deneyimlerdir. Bazı kişiler kaybolan bir yakınlarının nerede olduğunu aniden hisseder, içlerinden bir yön, bir görüntü, bir mekân ya da bir his belirir. Bu his rastgele bir tahmin gibi görünse de çoğu kişi bu deneyimin sıradan bir sezgi olmadığını söyler.
Kayıp kişiyi telepatik olarak hissetmenin temelinde yoğun duygusal bağ bulunur. Sevdiğin biri kaybolduğunda, zihinde oluşan duygu dalgaları sıradan düşüncelerden çok daha güçlüdür. Bu duygular, bilinçaltını açar ve karşı taraftan gelen en küçük sinyali bile yakalama ihtimalini artırır. Bir kişi kaybolduğunda onun bulunduğu yer, yaşadığı duygu veya içinde bulunduğu hâl bazen çok ince bir sezgi olarak yakınlarına yansır.
Bu tür olaylarda hissedilen ilk işaret genellikle ani bir yön duygusudur. Hiçbir mantıklı açıklama yokken bir yer ismi akla düşer, bir sokak görüntüsü belirir, bir yön hissi baskın hâle gelir. Bazen bu his sadece birkaç saniye sürer ama o kısa an bile kişiye “oranın” doğru yer olduğunu düşündürür. Bu içsel yönlenme, telepatik temasın zihinsel görüntülerle ortaya çıkan hâlidir.
Bazı olaylarda duygu aktarımı daha baskın olur. Kayıp kişi korkmuşsa, yakınlarında ansızın gerginlik hissi belirir. Yorgunsa, karşı tarafın içinde ağırlık hissi oluşabilir. Kayıp kişi sakinleştiğinde yakınları da rahatladığını hissedebilir. Bu eş zamanlı duygusal dalgalanmalar, telepatik bağın en çarpıcı örneklerinden biridir.
Rüya yoluyla telepatik temas da kayıp kişi vakalarında sıkça anlatılır. Birçok insan, kayıp yakınını rüyasında görüp o kişinin bulunduğu yere dair semboller aldığını söyler. Rüyada beliren bir ev, yol, köprü, sokak, kıyafet veya yüz ifadesi, uyanıldığında içsel bir yön duygusu yaratabilir. Rüyalar zihnin en açık olduğu zamanlardır, bu yüzden telepatik bilgi bu süreçte daha kolay yüzeye çıkar.
Telepati ile kayıp kişi bulma olaylarında en dikkat çekici özellik zamanlamadır. His genellikle doğru anda gelir. Kayıp kişiye yaklaşılırken içsel bir hareketlenme, bulunduğu yere yakınlaşıldığında ani bir yoğunluk hissi, doğru yerden uzaklaşıldığında ise içsel bir boşalma olur. Bu iniş çıkışlar telepatik sinyal gibi hissedilir.
Bazı insanlar bu tür bir telepatik bilgi aldıklarında bunu anlamlandırmakta zorlanır. Çünkü his açıklanamaz, mantığa oturmaz ve “içimdeki ses bana bunu söylüyor” gibi bir izlenim bırakır. Ancak kayıp kişi bulma olaylarının anlatımlarında bu hissin çoğu zaman doğru yöne işaret ettiği görülür.
Telepati ile kayıp kişi bulma, bilimsel bir yöntem olarak kabul edilmese de insanların yaşadıkları deneyimlerde ortak bir örüntü vardır: yoğun duygusal bağ, ani sezgi, içsel yön duygusu ve eş zamanlı duygu aktarımı. Bu unsurlar birleştiğinde zihinsel temas belirginleşir ve kişi, kaybolan birinin enerjisine istemeden de olsa bağlanabilir.