Zihinsel odaklanmanın ve enerji yönlendirmenin en merak edilen konularından biri, birini düşünce yoluyla kendine çekip çekemeyeceğidir. Telepati burada yalnızca bir iletişim şekli değil, aynı zamanda bir enerji yönlendirme tekniği olarak çalışır. Çünkü düşünceler yalnızca içsel süreçler değildir. Her düşünce belirli bir titreşim yayar ve bu titreşim, hedef alınan kişinin enerji alanına temas ettiğinde bir etkilenme oluşturabilir. Bu yüzden bazı insanlar hiç beklemediği anlarda birini yoğun şekilde düşünür, o anda neden böyle hissettiklerini anlamazlar. Bu durum çoğu zaman telepatik etkileşimin bir sonucudur.
Birini kendine düşündürme sürecinin temelinde niyet bulunur. Niyet zihnin yönünü belirler ve enerjiyi belirli bir hedefe odaklar. Niyet ne kadar net olursa telepatik akış da o kadar güçlü olur. Bu tür bir odaklanmada asıl amaç kişiyi zorlamak değil, zihinsel bir çağrı yaratmaktır. Kişi bu çağrıyı çoğu zaman bilinçsiz bir şekilde hisseder. İçinde ani bir merak doğabilir, sebepsiz bir özlem oluşabilir ya da aklından geçen bir görüntünün kaynağını anlamadan etkilenebilir. Bu hissetme hali telepatik sinyalin ulaştığının en belirgin göstergesidir.
Bu süreçte görselleştirme önemli bir rol oynar. Kişiyi düşünürken onu zihinde net bir şekilde canlandırmak, yüz ifadesini, duruşunu, enerjisini hissetmek telepatik akımı güçlendirir. Zihin görüntüleri sembol gibi işler ve enerji bu sembol aracılığıyla hedefe yönelir. Odaklanma sırasında kalp bölgesindeki duygusal alanın hafifçe açılması sinyalin daha derin bir frekansa ulaşmasını sağlar. Çünkü telepatik çekim yalnızca düşünceyle değil, duygu-titreşim uyumuyla da güç kazanır.
Duygusal frekans bu noktada belirleyicidir. Birine ilgi duyman, merak etmek, özlemek ya da onunla bağ kurmak istemek enerjiyi hızlandırır. Zihin duyguyla birleştiğinde titreşim daha güçlü yayılır. Bu yüzden telepatik çekim çoğu zaman yoğun duygu dönemlerinde en iyi sonucu verir. Kişi içten bir şekilde düşündüğünde enerji alanı genişler ve karşı taraf bu genişlemeyi sezgisel bir sinyal olarak algılar.
Alıcı tarafın psikolojik açıklığı da sonucu etkiler. Bazı insanlar telepatik sinyale daha hassastır. Bazılarında bu bağ duygusal geçmiş nedeniyle daha hızlı kurulur. Bu insanlar bir anda seni düşünürken bulabilir, içlerinde aniden bir çağrı hissi uyanabilir ya da hiçbir neden yokken seni merak etmeye başlayabilir. Bunun nedeni enerji alanlarının bir süreliğine senin frekansınla buluşmasıdır.
Telepati ile birini kendine düşündürmek bir manipülasyon değil, iki zihin arasında doğal bir rezonans yaratma sürecidir. Zihinler aynı frekansta buluştuğunda düşünceler kesişir, hisler belirginleşir ve kişi kendini açıklayamadığı bir çekimin içinde bulabilir. Bu çekim çoğu zaman doğaldır ve enerji uyumunun yansımasıdır. Zihin odaklandığında ve duygu akış halinde olduğunda telepatik çağrı mesafe tanımadan karşı tarafa ulaşır.