Zihinler arası iletişimin en çok merak edilen yönlerinden biri, beynin gerçekten uzak mesafelere bir mesaj gönderip gönderemeyeceğidir. Fiziksel anlamda beyin dalgaları belirli bir menzille sınırlıdır. Ancak telepatik iletişim klasik fizik kurallarıyla değil, enerji ve bilinç düzeyindeki etkileşimlerle açıklanır. Bu yüzden insan beyninin kilometrelerce uzaktaki bir kişiyi etkileyebilmesi teorik olarak mümkündür. Bazı anlarda bunu oldukça net şekilde hissederiz. Biri aklına düşer, birkaç saniye içinde o kişiden mesaj gelir ya da uzun süredir görüşmediğin biri seni o gün boyunca yoğun şekilde düşünür. Bu tarz durumlar zihinsel sinyalin mesafe tanımadığını gösterir.
Uzak mesafe telepatisinin temelinde rezonans bulunur. İki kişi arasında duygusal veya enerjik bir bağ güçlü olduğunda zihin bu bağ üzerinden sinyal iletebilir. Burada önemli olan fiziksel yakınlık değil, frekans uyumudur. Birinin enerjisi diğerinin alanına ulaşabildiğinde mesaj düşünce formunda iletilir. Bazen bu mesaj kelime olarak algılanmaz ama hissiyat şeklinde belirir. Kişi aniden içsel bir bilgi alır, bir duygu dalgası hisseder veya bir düşünce sanki kendi zihninden çıkmış gibi belirir.
Uzak mesafe iletişimin şaşırtıcı yönlerinden biri de zamanlamadır. Bir kişi seni yoğun bir şekilde düşündüğünde o an senin iç dünyanda da görünür bir hareketlilik oluşur. Kalp ritmin değişebilir, içten gelen bir çağrı hissedebilirsin ya da bir anda o kişinin yüzü net bir görüntü gibi zihinde belirir. Bu deneyimler çoğu insanda yaşanır ama çoğu kişi bunun anlamını sorgulamaz. Oysa bu senkronizasyon telepatik aktarımın açık bir göstergesidir.
İletimin gücünü belirleyen en önemli etken odaktır. Gönderici kişi ne kadar net bir niyet taşırsa enerji akışı o kadar kararlı olur. Özellikle duygusal yoğunluk arttığında zihinsel sinyal daha güçlü şekilde yayılır. Bu yüzden özlem, sevgi, merak ya da endişe telepatik iletimin en çok ortaya çıktığı anları oluşturur. Zihin duyguyla birleştiğinde frekans daha derin bir titreşim üretir ve bu titreşim mesafe tanımadan ilerler.
Alıcı tarafın zihinsel açıklığı da süreci etkiler. Alıcı kişi o anda sessiz, rahat veya sezgisel olarak açık bir ruh halinde ise sinyal daha kolay algılanır. Bu algı bazen bir iç konuşma şeklinde, bazen bir duygu dalgası şeklinde, bazen de aniden gelen bir görüntü veya fikir olarak ortaya çıkar. Bu yüzden telepati çoğu zaman düşünceden çok his şeklinde hissedilir.
İnsan beyni fiziksel anlamda bir radyo vericisi değildir. Fakat bilinç ve enerji düzeyinde, özellikle de iki kişi arasında bağ varsa, zihin mesafe fark etmeksizin etkileşim kurabilir. Bu yüzden bazı düşünceler bir anda belirir, bazı hisler kaynağı bilinmeden hissedilir ve bazı kişiler mesafeye rağmen birbirine sürekli temas halinde olur. Zihnin bu görünmez gücü, uzak mesafe telepatisinin temelini oluşturur.