Astral düzlemde düşünceler yalnızca içsel bir süreç değildir; dışarıya yansıyan, şekil alan, yoğunlaşan ve bazen kendi başına hareket eden enerji biçimleridir. Fiziksel dünyada bir düşünce yalnızca zihinde kalırken astralde aynı düşünce bir form kazanabilir. Bu formlar bazen ışık parçacıkları, bazen semboller, bazen de kısa süreli görüntüler olarak ortaya çıkar. Bu yüzden astralde düşünce formu kontrolü, deneyimin kalitesini ve güvenliğini belirleyen en önemli becerilerden biridir.
Astral düşünce formu oluşumu genellikle farkında olmadan başlar. Kişi küçük bir korku yaşadığında karanlık bir gölge belirir; bir anlık merakla bir kapı profili oluşabilir; güçlü bir hatırlamayla bir eşya kendiliğinden görünür. Bu, astral planın doğası gereğidir. Çünkü astral dünya zihnin titreşimlerini fiziksel gerçekliğe göre çok daha hızlı taklit eder. Bu hızlı yansıtma, deneyimci için hem fırsattır hem de zorluktur. Kontrol edilmediğinde düşünce formları deneyimi karıştırabilir, mekânı bozabilir veya yön duygusunu zayıflatabilir.
Düşünce formu kontrolünün ilk aşaması, bilincin akışını takip etmektir. Zihinde beliren her mikrodüşünce, astral ortamda küçük bir kıpırtı oluşturur. Bu kıpırtıları fark etmek, düşünce dalgasının nereye gittiğini anlamak ve o dalgayı yönlendirmek gerekir. Deneyimli astral gezginler, zihinsel konuşmayı minimuma indirerek düşünce formu oluşumunu baştan engeller. Çünkü ne kadar az zihinsel gürültü varsa o kadar az kontrol dışı form ortaya çıkar. Sessiz bir zihin, astral ortamın temiz ve stabil kalmasını sağlar.
Düşünce formu ortaya çıktığında ikinci adım onu “çözümlemek” ya da “söndürmek”tir. Astralde istenmeyen bir form belirdiğinde kişi onun üzerine odaklanarak değil, odağını geri çekerek etkisini azaltabilir. Astral enerji, dikkatin yöneldiği şeyi besler. Bu yüzden bir formu yok etmenin en etkili yolu, ona enerji göndermemektir. Odağı başka bir noktaya, bir nesneye veya bir ışık kaynağına taşımak formun çözülmesini sağlar. Düşünce formu ilgisizlikle zayıflar ve astral ortamdan ayrılır.
Kontrolün en gelişmiş seviyesi ise düşünce formunu bilinçli şekilde yönlendirmektir. Bu noktada kişi düşüncesini sadece susturmakla kalmaz; ona şekil, işlev ve yön kazandırabilir. Bir düşünce formunu enerji topu, ışık küresi, bir işaret, hatta bir rehber sembol gibi kullanmak mümkündür. Bu tür kontrollü formlar astral keşiflerde işlevsel araçlara dönüşür. Örneğin bir ışık düşüncesi, karanlık bölgelerde yol gösterici olabilir; bir sembol düşüncesi, mekânın enerjisini sabitleyebilir; bir işaret formu, geri dönüş noktası oluşturabilir.
Düşünce formu kontrolünde asıl güç, duygusal titreşimi yönetmekte yatar. Çünkü astralde en güçlü formu düşünce değil, duygunun taşıdığı enerji oluşturur. Korku, endişe, suçluluk gibi düşük titreşimli duygular hızlıca karanlık ve dağınık görüntüler üretir. Bu formlar çoğu zaman bilinçaltının gölgeleridir. Buna karşılık merak, sakinlik ve güven yüksek titreşimli formlar yaratır; daha stabil, daha parlak ve daha kontrollü görünürler. Bu yüzden duygusal kontrol, düşünce formu yönetiminin temelini oluşturur.
Zamanla kişi düşünce formlarını yalnızca bastırmak veya yönetmekle kalmaz; astral deneyimin bütün akışını bu formlar üzerinden yönlendirebilir. Düşünce formları mekân yaratımında, nesne tasarlamada, yön bulmada ve enerjetik etkileşimlerde kullanılabilir. Astralde ustalaşanlar için düşünce formu, soyut bir düşünce değil; somut bir araç, bir rehber ve bir kontrol mekanizmasıdır. Zihin ne kadar netse form o kadar güçlü, ne kadar sakinse form o kadar stabil olur.