Astralde zaman, fiziksel dünyada alıştığın düzenin dışında akar. Orada saniye, dakika, saat gibi kavramlar yoktur; zaman bir çizgi değil, bir alan gibi davranır. Bu yüzden astral seyahat sırasında yaşanan en belirgin ve en şaşırtıcı deneyimlerden biri “zaman gariplikleri”dir. Kişi bir noktada zamanın genişlediğini, bir noktada büzüldüğünü, bazen durduğunu, bazen hızla aktığını hisseder. Bu gariplik, astral boyutun yapısından değil, bilincin yaptığı geçişlerden kaynaklanır.
Bazen bir sahnede sadece birkaç saniye geçirdiğini sanırsın ama geri döndüğünde fiziksel dünyada yarım saat geçmiştir. Bazense uzun bir yolculuk yaptığını düşünürsün, geri döndüğünde saate baktığında sadece iki dakika geçtiğini görürsün. Bu tutarsızlık bir hata değil; astral zamanın akış biçimidir. Enerji ne kadar hafifse zaman o kadar genişler, enerji ne kadar yoğun ve hızlıysa zaman o kadar bükülür.
Astral zaman çoğu kez “katmanlı” hissedilir. Bir boyutta akış hızlıdır; her şey bir anda olup biter. Bir üst boyuta geçtiğinde ise zaman neredeyse donmuş gibidir; ortam sessiz, ağır ve derin bir dinginlik taşır. Kişinin bilinç seviyesi yükseldikçe zamanın akışını daha az önemsemeye başladığını fark eder. Çünkü astralde “şimdi” hissi güçlenir. Geçmiş ve geleceğin titreşimleri aynı anda algılanabilir ve bu durum zaman algısını daha da esnetir.
Bazı deneyimlerde kişi kendini iki zaman çizgisinin arasında bulabilir. Bir sahne aynı anda iki versiyonuyla görünür: biri daha hızlı, biri daha yavaş. Bu eşzamanlılık, astral bilincin paralel zaman hatlarına aynı anda temas etmesinden kaynaklanır. Kişi iki ayrı akışı aynı farkındalıkla görebildiğinde, zamanın aslında tek bir yönde ilerlemediğini anlar.
Zaman garipliklerinin bir başka şekli de “anı uzaması”dır. Kişi bir anı yaşarken onun sonsuzluğa yayıldığını hisseder. Bir bakış, bir ışık, bir duygu dakikalarca sürüyormuş gibi gelir. Oysa fiziksel zamana göre bu yalnızca bir saniyedir. Astral bilinç o anı büyütür, genişletir ve derinleştirir. Bu genişleme, kişinin o sahneden alacağı bilgiyi daha net kavraması içindir.
Bazen de kişi kendini geçmiş gibi görünen bir sahnede bulur. Fakat bu gerçekten “geçmiş” değildir; zaman katmanının düşük frekanslı bir yansımasıdır. Aynı şekilde geleceğe benzer sahneler de görülebilir. Bu görümler kesin bir kaderi değil; olasılıkların titreşim alanını temsil eder. Astralin zamanla ilişkisi böyle çok yönlü olduğu için, insan zihni bunu ilk başta bir çelişki gibi algılar.
Astral zaman gariplikleri kişiye çok önemli bir şeyi öğretir: Zaman aslında bir akış değil, bir bilinç seçimidir. Nerede durduğun, hangi frekansta olduğun, neyi algıladığın zamanın şeklini belirler. Zaman değişir, bükülür, açılır ve kapanır. Sen hangi titreşimdeysen, zaman oraya göre davranır.