Astral alanda kötü enerjiler, çoğu deneyimcinin ilk astral çıkışlarında karşılaştığı karanlık figürler, yoğun baskı hissi, düşük titreşimli varlık izlenimleri veya açıklaması zor bir huzursuzluk dalgası olarak algılanır. Bu enerjiler astral dünyanın “ayrı bir yer” olmasından değil, bilinç ve enerji bedeninin düşük frekanslı katmanlara temas etmesinden kaynaklanır. Astral düzlem tek parça bir alan değildir; çok katmanlı bir yapıdadır. Üst frekanslar daha berrak, dengeli ve ışıklı iken; alt frekanslar daha yoğun, sisli ve dengesizdir. Kötü enerji olarak algılanan şeylerin çoğu alt frekans tabakalarından gelen yoğunluklardır.
Astral alandaki kötü enerjilerin temel nedeni, kişinin kendi titreşimiyle uyumlu olan katmana çekilmesidir. Eğer astral çıkış anında zihinde korku, endişe, karanlık ihtimaller veya belirsizlik varsa enerji alanı doğal olarak daha düşük bir frekansa iner. Bu frekans düşüşü astral görüşte karanlık şekiller, bulanık figürler veya tanımlanamayan gölgeler ortaya çıkarabilir. Bu gölgeler bilinçli varlıklar olmak zorunda değildir. Çoğu sadece bilinç akışının, korku enerjisinin veya astro-mental kalıntıların şekillenmiş hâlleridir. Enerji bedeninin kendi titreşimi yükseldiğinde bu figürler kaybolur.
Kötü enerji gibi hissedilen varlıkların bir kısmı astral formun doğal hareketidir. Enerji alanındaki düşük titreşim blokajları, astral duyular yeni açıldığında “varlık” gibi algılanabilir. Fakat bu algı çoğu zaman içsel bir enerjinin dışa yansımasıdır. Astral düzlem, kişinin içsel hâlini yansıtır. Zihin karanlık bir düşünce üretirse astralde karanlık bir görüntü oluşturabilir. Bu, astral dünyanın bilinçle etkileşim hâlinde olmasının doğal sonucudur.
Bazı deneyimciler astral alanda kötü enerjiyi baskı olarak hisseder. Bu baskı, derin bir ağırlık, ilerleyememe, nefes alamama veya üstüne çökme hissi şeklinde ortaya çıkabilir. Bu baskının sebebi genellikle enerji bedeninin stabil olmayan bir frekansta olmasıdır. Eğer astral bedene geçiş sırasında enerji akışı düzensizleşirse astral alan “titreşimsel direnç” oluşturur. Bu direnç kötü bir varlık değil, enerji alanındaki uyumsuzluğun fiziksel olmayan karşılığıdır. Enerji akışı düzenlendiğinde bu baskı bir anda çözülür.
Astral alanda karşılaşılan düşük frekanslı varlıkların bazıları bağımsız bilinç formlarıdır. Ancak bunlar genellikle korkutucu “saldırgan” varlıklar değil, kendi düşük yoğunluk alanlarında dolaşan enerjetik yapılardır. Bu varlıklar yüksek frekanslı bir astral bedenle doğrudan etkileşime giremez. Çünkü yüksek frekans düşük frekansı aşar ve etkisiz bırakır. Bu nedenle astral çalışmalarda en büyük savunma tamamen kişinin kendi frekansıdır. Frekans yüksek olduğunda hiçbir düşük enerji yaklaşamaz.
Astral alanda kötü enerjiler bazen uğultu, fısıltı veya karanlık hareketler şeklinde algılanabilir. Bu sesler gerçek bir “tehlike” değil, astral kulak duyusunun açılma sürecidir. Astral duyular fiziksel duyular gibi değildir; her titreşimi ses, görüntü veya hareket olarak algılayabilir. Bu nedenle kişi ilk kez astraldeki yoğun ses dalgalarını duyduğunda kötü bir şey varmış gibi hissedebilir. Oysa bu sadece astral ortamın doğal enerjisel uğultusudur.
Astral kötü enerjilerin kişi üzerinde etkili olabilmesi için kişinin bilinç frekansının düşmesi gerekir. Bu düşüş genellikle şu durumlarda olur:
– Korku anında
– Belirsizlik hissi artınca
– Enerji bedeninde dengesizlik oluşunca
– Zihin kontrolü kaybedince
– Bilinç yarı kapalı hâle gelince
Bu anlarda astral alan kişinin titreşimini yansıtır ve ortam karanlıklaşabilir. Fakat kişi nefesini dengeler, kontrolü geri kazanır ve enerjisini yükseltirse ortam anında değişir. Astral düzlem statik değildir; kişinin bilincine göre şekillenir.
Kötü enerjilerle ilgili en yanlış inanışlardan biri astral varlıkların saldırdığı fikridir. Astral bedene gerçek anlamda zarar verebilecek bir enerji yoktur çünkü astral beden fiziksel bütünlüğü olan bir yapı değildir. Enerji bedeninin titreşimi, kötü enerjiyi sadece iter. Astralde korku, kötü enerjiyi çeker; güven ise tamamen uzaklaştırır.
Astral kötü enerjilerle karşılaşmamak veya karşılaşıldığında alanı hızlıca dönüştürmek için etkili yöntemlerden biri odak noktasını değiştirmektir. Zihin bir ışık düşüncesine, bir frekansa, bir niyete veya astral yükselme isteğine yöneldiğinde frekans yükselir. Frekans yükseldiği anda enerji alanı değişir ve karanlık figürler görünmez hâle gelir. Astralde her şey titreşimle şekillenir.
Astral kötü enerjilerin çözülmesinde en güçlü etken bilinç açıklığıdır. Bilinç ne kadar berraksa astral alan o kadar aydınlıktır. Bilinç karardıkça astral alan da karanlıklaşır. Bu tamamen enerji bedeninin içsel hâlinin dışa yansımasıdır.